原文:中国到底哪里糟糕1
Özetle: Çin’deki “kötülük” her yerde bulunup da kimsenin fark etmediği yaygın sınikleşmeden kaynaklanıyor.
Modern sınikçilik, “inanmamakla mantık üretme”ye dayanan bir toplumsal-kültürel biçimdir. Modern sınikçiliğin köklü biçimde “tam inanmamazlık” hali, sadece kendisinin inanmadığı düzeni değil; o inanmadığı dünyanın değişebileceğine dair herhangi bir yol bulunabileceğine bile inanmamasında görünür.
Sınikçilik, mevcut düzene duyulan hoşnutsuzluğu “reddetmeyen” bir anlama dönüştürür; “karşı koymayan ama ayık” bir uyanıklığa ve “benimsemeyen” bir kabule çevirir.
“Bir şey söyleyip başka bir şey yapmak” bugün sınik kültürün temel özelliği haline geldi.
“Dünya zaten büyük bir saçmalık, büyük bir şaka; ben de ancak saçmalıkla ve şakayla karşılık verebilirim.”
Sınik düşünce, kendine suç yükleyen bir vicdan azabını da taşımaz. Onun dünyasında, yerleşik/ortodoks kabul edilenlere şüpheyle bakmak sıradanlaşır. Biliş açısından da ahlaki açıdan da “inanmamak” normaldir; “inanmak” ise hastalık gibidir. İnanmak, aklın basitliğindendir; bu yüzden kolay kandırılır. Sınik düşünce sahipleri korku tarafından da artık eziyete uğramaz; çünkü herkesin kendisi gibi inanmadığını bilirler; sadece herkes aleni ortamda inanmadığını belli etmez.
Bu, gerçeğe direnmeden bakan bir anlayış ve gerçeği “kabul ediyor gibi” yapıp içten onaylamayan bir teslimiyettir. İnsanların gündelik dilde söylediği “nadiren akıllıymış gibi davranmak” tam da bunun karşılığıdır: Sınik, gerçekten aptal değildir; iyice düşünmüşken akıllıymış gibi değil, bilmezden gelir.
Ben doğruyu söyleyemiyorsam, sen benden ne dememi beklersin? Senin istediğin gibi konuşurum. Doğru söylemediğim için daha iyi olacak diye değil; ama doğruyu söylemezsem sorun çıkar. Senin istediğin gibi konuşursam belki beni ciddiye almazsın, belki inanmazsın; ama senin istediğin gibi konuşmazsam kesinlikle “beni ciddiye almıyorsun” dersin. O hâlde senin benden istediğin şey, sadece “inandığımı gösteren” bir tavırsa, ben neden doğruyu anlatmak için boşuna emek harcayayım?
Tipik “modern sınik”
- Daha fazla oyalanmış dünya kurnazlığı; daha az adalet dürtüsü—insan bir anda sınikleşir.
- Düşünmeyi bilen kişi sınikleşir; sınikleşince artık düşünmeye gerek kalmaz.
- Sıniklerin ağızdan düşmeyen cümleleri: “Her şey yalan; sadece para gerçektir.” “Hakikat kaç para ediyor?” “Özgürlükle karnımız doyuyor mu?”
- Güçlü güçsüzü ezdiğinde sıniklerin tavrı: “İkisi de iyi değil; kimseye yardım etmem.”
- Sınik, iyi-kötü ayrımı yapmaz; ama bu onun iyi-kötüyü bilmediği anlamına gelmez. Sınik, iyiyi bilir ama iyilik yapmaz; kötüyü bilir ama kötülüğü de “kötülük” olarak ortadan kaldırmaz.
- Sınik aktif bir mücadeleye girmez; yalnızca edilgen bir alay eder. Oysa iktidar, alaya aldırmaz: “Kimin güldüğü/kimin sövdüğü kendine; ben de ‘iyi memuru’ kendi işimden çıkarırım.”
- Belki sınikliği doğrudan günah saymamak gerekir; ama sınikçilik, günahın var olma şartıdır—sınikçilik, kötülüğün mümkün olmasını sağlar.
- Sınik başta tamamen çıkarcı olmak zorunda değildir; fakat o iyilik-kötülük ölçüsünü yok edince, sonunda geriye sadece çıkarcılık kalır.
- Kırgınlıktan dünyaya laf atar gibi bakmaya—arasında pek görünmeyen yalnızca minicik bir adım vardır.
- Sıniklik hastalığı: kanın/yaşam özünün eksikliği; orta yaşlardan sonra bu hastalığa daha yatkındır.
- Sınikleşme sadece hayal kırıklığı değildir: sınikleşme umudu bırakmak ve ardından umuda alayla yaklaşmaktır.
- Sınikleşmeyi savunanlar bir bakıma kendini beğenmiş değil; aşırı aşağı görür: Bireyin gerçeği değiştirme gücüne inanmaz. Bir bakıma da aşırı kibirlidir: Onun dışında kimsenin gerçeğe duyduğu hoşnutsuzluğun farkında olmadığını sanır.
- Mutlak iktidar insanı yozlaştırır; mutlak iktidarsızlık da insanı yozlaştırır; çünkü ikisinin de insanı kolayca “iktidar her şeydir” diye inandırması mümkündür.
- Despotluğun amacı insanı sınik yapmak; sınik de despotluğu yalnız kendisinin gördüğünü sanır.
- Aşırıcılık, sınikçiliğin düşmanı gibi görünür ama aslında öyle değil. Her bir aşırıcılığın içinde, derin bir sınikçilik gizlidir.
- Başkalarının çabasını üstüne soğuk su dökenler, çoğu zaman hiç mücadele etmemiş kişiler değildir; bizzat mücadele etmiş, ama başarıya ulaşamamış, sonra mücadeleyi bırakmış kişilerdir.
- Sınikçilik bir ölçüde “taoculuk” gibidir: başlangıçta daha etkin bir “pasiflik”ken sonra “pasifliğin pasifliği”ne dönüşür.
- Sınikçilik, döngüsel akıl yürütmeyle kendi kendini gerçekleştiren bir karamsarlıktır: Sınik, ideallerin gerçekleşebileceğine inanmaz; bu yüzden idealler için çaba göstermez. İdeal gerçekleşmez, o da daha çok inanmaz; daha az çabalar; daha çok inanmaz… ve böyle sürer…
- “Dünyayı bilmek” (世故) gelişmiş bir zihin ve küçülmüş bir vicdan demektir.
Yukarıdaki içerik Baidu Baike’den taşınmıştır.
1.
知乎:中国到底哪里糟糕,http://www.zhihu.com/question/29515217↩